Skip to content Skip to footer

Sümman-i Baba Gazel

Sümmânî Baba’nın Ders Alışı: 

Erzurum-Narman-Samıkale’li Sümmânî Baba’ya âşıklık verilince kendisine bir şeyh arar. O zaman Narman’da Ethem Baba, Aşağı Pasin’in Sanamer Köyü’nde ise Seyyid Hacı Ahmed Baba o yörede tanınan mürşid-i kâmillerdir. Sümmânî Baba kendi kendine;
– “Hangisi benim bu halimden haberdar olur da beni çağırırsa ona mürid olurum.”
Sümmânî Baba böyle düşünürken Seyyid Hacı Ahmed Baba, Zivinli Aziz Baba’yı Narman-Samıkale’ye gönderir ve;
– “Deginan oğul Aziz Baba! Sümmânî kendine şeyh arıyor. O bizim defterimize kayıtlıdır. Onun elinden tut, Sanamer’e getir.” der.
Seyyid Hacı Ahmed Baba, Sümmânî Baba derviş olduktan sonra tasavvufî beyitlerları saz çalmadan söylettirir ve böyle beyitler okuyacağı zaman ona; “O sazını duvardaki askıya as öyle söyle!.” der, tasavvufî olmayan  ebyatları okutturacağı zaman ise; “Deginan oğul Sümmânî, sazını al da ‘Yabanî’ söyle” dermiş.

***GÖSTERİR***

Babi ali şandır Arifi billah
Hakikatte Doğru rahi gösterir
Arzu matlubatı bendi bismillah
Manasında vech-i mahi gösterir

    Seyyid-i Rufai hey gavsi cihan
    Evlad-i Resuldur o zati sultan
    Himmeti hazırdır her nuth-i burhan
    Babındadır adil şahi gösterir

Babında reistir şâh-i mûrteza
İzharı burhandır sevene seza
Böyle bir cilveye böyle bir naza
Harislere sûrurgâhi gösterir

    Feyzi tecellidir fehmetmez alil
   Aşığı billahtir maksudi celil
   Bende-i aşığın rahın da delil
   İrşad Eder hay ervâhı gösterir

Mestu hayran etmiş ol bad-ı saba
Ciğerim hun etmiş ser ali aba
Haki Sanamerli er Hacı Baba
Himmetinden eyvallah’ı gösterir

   Can vereni o dildare yetirir
   Çariyar-i Şah Haydara yetirir
   Hak mahbubu dost Muhtara yetirir
   Muhtarından vechullahi gösterir

Rahta alem açar ahiyya gibi
Arzda dalga vurur deriyya gibi
Sümmanın çeşminde tütiya gibi
Aradığım nişangâhı gösterir

***ELVEDA***

Üşşakın babında enver-i serdar
Eyledi bülbülden gülşan elveda
Hakikat ilminde ehyade tüccar
Yetti nevbet dedi hâpan elveda

     Babında fakire açardı der’i
     Demanı zeminde semada ser’i
     Hangi dest’e verdi ikas teberi
     Sağlığında oldu devran elveda

Şerefi Pasin’in şems-i kameri
Çoğunun destine verdi feneri
Hizmetten dûr olup kesmen kenarı
Etmeğine şîr’den merdan elveda

     Hak-i Sanamerin Mücevher Bendi
     Varisi ehlullah üşşakı’n gendi
     Vatani değişti yok değil kendi
     Beşerden göç etti ruhen elveda

Veliyyil ahd durur er dergâhında
Vech-i nihan değil nişangâhına
Sefer açtı begim ahret râhına
Beşerden göç etti ruhen elveda

     Seversiz üşşaklar âli âbayı
     Görürsüz gözlersiz vakt-ı sabayı
     Posta vekil etti Yakup Baba’yı
     Acaba dedimi Sümman elveda

Seyyid .H.Ahmet Baba birgün dergâhda halifeve bazı dervişleriyle sohbet ederken daha üç gün önce ders alan Aşık Sümmâni “Sultanım! Birkaç gündür huzur-u şerifinizdeyim. Eğer müsadeniz olursa bugün köyüme dönmek istiyorum” der.
Seyyid Hacı Ahmed Baba: “Sümmani! az sabret, istanbuldan biri yola çıkmıştı bizleri ziyarete geliyor. Şu anda Zanzak Köyü’ne ulaştı. yarım saat sonra burda olur. Heybesinde  bir karpuz var dışı alaca ama içi de kan gibi kırmızı. Hele gelsin, keseip yiyelim, sonra gidersin.” der. Gerçekten de biraz sonra dergâha bir misafir gelir. Heybesinden alaca bir karpuz çıkarır. Karpuz kesilir. İçerisi kan gibi kıpkırmızıdır. Bu harikulade kerameti gören Aşık Sümmâni (Baba) aşağıdaki beyitleri söyler:

***HACI BABANIN***

Medeni âl-i âbadır,
Erkânı Hacı Baba’nın
Elçisi bâd-ı sabâdır,
Mihmânı Hacı Baba’nın

     Tarikatta cemal-i mâh
     Ona ilham etmiş ilâh
     Enel hak sırrına agâh
     Lisanı Hacı Baba’nın

Bütün mü’minler gülüdür,
Feyzi ile bağtüllüdür
Er bağının bülbülüdür,
Gülşeni Hacı Baba’nın

     Cümle uşşağın gülüdür,
     Tûr-i Sina sümbülüdür
     Kapında zaîf kuludur
     Sümmânî, Hacı Baba’nın

***GÖZLERİM***

Ezelden bu aşkın pervanesiyem,
Yanarım aşkına, akar gözlerim.
Ben Hacı Baba’nın, köselesiyem,
Uyar ashabına, anı gözlerim.

Silahım tevhid, mermim salâvat,
Ben de mürşid’imden, aldım icâzet.
Nişangâh’ım kıble, avım Muhammed,
Bakar nişangâh’tan, onu gözlerim.

Evlad-ı Resuldur, zat-ı künyesi,
Arz-ı matlubatı, feyz-i ûlyası,
Onlar da Rüfai, ilim deryası
Her nutku bürhan, Haydarı gözlerim.

Hacım dervişinden, olur haberdar,
Evlad-ı Resul’dur, nesl-i peygamber,
Rufaî kolunda, oldum ser te ser,
Sertacım sahip ol, pîr-i gözlerim.

Sümmani mürşiden, sen eyle hizmet,
O seni bir rah’a, yetirir elbet,
Akar şu çeşmimden, nur-u basiret
Bakar görür, o didarı gözlerim

***HACI BABA’NIN***

Tarikatta cemal-i mâh
Ona ilham etmiş ilâh
Ene’l hak sırrına agâh
Lisanı Hacı Baba’nın

Bütün mü’minler gülüdür,
Feyzi ile bağtüllüdür
Er bağının bülbülüdür,
Gülşeni Hacı Baba’nın

Hazreti Rufaî’dir
Nazargahı mir’ati
Bize şifadır sıfati
her yani Haci babanın

Cümle uşşağın gülüdür,
Tûr-i Sina sümbülüdür
Kapında zaîf kuludur
Sümmânî, Hacı Baba’nın

***ERENLER BABINDA***

İhvan ülkesinde, sadık bağbanım,
Bağına münasip, bar’landır beni.
Misali bülbülem, şem’a pervane
Hidayet babın da, zârlandır beni.

Kederlendim yaralandım, ben azdım
Okudum, ben benim derdimi yazdım.
Gaflet bastı beni, ziyanda gezdim
Lütfeyle bir de bir, kârlandır beni.

Er odur ki, her sözünde merd ola,
Mekânı altıda, kârı dört ola,
Yanaştır kotana, tarla gord ola
Koş kara kayışa, zorlandır beni.

Sümmani dilbere, ikrar verince,
Erenler bab’ında, boyun eğince,
Mürşid  ile mürid, halka kurunca
Pîrlerin aşkına fırlandır beni

Yorum Yapın