• errufai.com
  • errufai.com
  • errufai.com
  • errufai.com





KUTSAL TOPRAKLAR

NAMAZ VAKİTLERİ

HANGİ TAKVİMİ KULLANIYORSUNUZ ?
 
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBügün128
mod_vvisit_counterDün244
mod_vvisit_counterBu Hafta762
mod_vvisit_counterBu Ay6090
mod_vvisit_counterTüm Günler2144358

ZİKİRULLAH HAKKINDA AYETLER

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُواْ لِي وَلاَ تَكْفُرُونِ

Fezkurûnî ezkurkum veşkurû lî ve lâ tekfurûn (tekfurûni)

Öyle ise Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim. Ve Bana şükredin ve Beni inkâr etmeyin.

Kelime itibarı ile zikir: anmak, yâd etmek, hatırda tutmak demektir. Istılahi manada zikir: Yaratılan tüm varlıklar yaratıcısını şanına yakışır bir şekilde anması demektir. Diğer bir ifade ile her yaratılan varlığın kendi lisanları ile Allahın azametini (büyüklüğünü) anması demektir. Yaratılanlar içinde insan üzerinden hadiseyi ele alınca iki türlü düşünmek mümkün…

1-İnsan ibaresi olumsuz manada nisyan (unutmak) menşeindendir. Halk arasında yaygın bir darb-ı mesel vardır. Hatırlayalım. “Hafızayı beşer nisyan ile malüldür”  buradan hareketle gaye unutulanı hatırlamaktır. Yani ervahı ezelde elest bezminde ruhların Rabbimize verdiği sözü hatırlamak…

Rabbimiz henüz vücut giyinmemiş ruhlara “elestü bi rabbüküm” hitabı ile sorunca ruhlarda Kuranı Kerim, araf sursinden öğrendiğimize göre   “kalu bela ente rabbuha” demek suretiyle “evet rabbim hiçbir hammaddemiz olmadan bizleri yoktan var eden, kanunlarımızı koyan, bizleri koruyup kollayan sensin” demişler. Zira ruh öyle sırlı bir varlık ki geldiği yerden yani arşıâlâdan bir bilgi getirmediği gibi beden kafesinden sıyrıldıktan sonra gittiği yerden de haber göndermemektedir.

2-İnsan kelimesi ünsiyet kökündendir. Yani uyum sağlayan demektir.  Buradan hareketle zikirin olumlu yüzü unutmamak üzere hatırda tutmak demektir. Medresenin temel eğitim kitaplarında bir tavsiye olarak: “et tekraru ahsen velevkane yüzseksen” tekrar güzeldir, velev ki yüz seksen kez olsa bile… Çünkü tekrar konunun ve bilginin hafızadaki yerini kuvvetlendirir ve aynı zamanda hafızayı besler.

Kardeşler!

Rabbimiz dinimizin temel kaynağı olan Kuranı Kerim, Bakara suresi 152. ayeti kerimede:  “Fezkuruni ezkürküm veşkuruli vela tekfurun” diye emir buyurmaktadır. Ruhlar âlemindeki ahdi misakımızı (büyük yeminimizi hatırlatarak)Artık beni zikredin ki bende sizi zikr edeyim. Günlük yaptığımız işler manasında mes’uliyetini üstlenip mümessili olduğumuz ailemizin rızkını helalinden kazanma hususunda yaptığımız hayırlı her iş bir zikirdir. Evin hanımının sabahın erken saatinde kalkıp işe gidecek kocası ve okula gidecek çocuğu için yaptığı hizmetler birer zikirdir. Çocuğun istikbalini kazanma hususunda şimdilik mukalliten sorumluluk alınca muhakkiken yaptığı tüm gayretler birer zikirdir.

Ayeti kerimenin devamında: “Verdiğim nimetler karşısında sakın nankörlük etmeyin” diye mealen buyurmaktadır. Rabbimizin bizlere verdiği nimetler elbette sınırsızdır. Ancak örnek teşkil etmesi babından birkaç tane sayalım.

Saçlarımız, kaş kirpik ve sakallarımız aynı kandan beslenip, aynı havadaki oksijeni solurlar. Saç ve sakallarımız uzarken kaş ve kirpiklerimiz hep sabit kalırlar. Bu rabbimizin denge gücünün bir ispatıdır. Boğazımızda adına dilcik dediğimiz bir organımız var… Adeta trafik polisliği yapmakta... Yemek yerken nefes borusuna kapan, yemek borusuna açıl der. Tersi durumda (konuşma ihtiyacımız olunca) yemek borusuna kapan nefes borusuna açıl der. Hiç hata yapmaz. Oysaki bir trafik polisi yıllar süren uzun bir eğitim almasına rağmen yinede tam ve noksansız görev ifa edemez. Midemiz mükemmel bir separatör (öğütücü ve ayrıştırıcı) görevi yapar. Gözün ihtiyacını göze, kulağın ihtiyacını kulağa, saçın ihtiyacını saça, kemiğin ihtiyacını kemiğe… İla ahir... Hiç hata yapmaz. Şayet yapacak olsa vücut kimyamız alt üst olur.

Çevremize bakarsak her tonu ile bunca renk, gözlerimiz için… Her perdeden ses ahengi kulaklarımız için… Bu kadar değişik tatlar ve lezzetler ağzımız ve midemiz için… Kısaca nebatat (bitkiler),  vahşisi ve evcili ile hayvanat, zahir âlimlerinin cansız diye ifade ettiği biz tasavvuf erbaplarına göre cemadat,  Kur’an-i bir ifade ile onlarda zi hayat, zi şuur ve zi kuvvettir. Bilenler böyle ifade ederken bilmeyenlerde cansız varlıklar diyorlar. Yani cansız diye ifade edilen varlıklar hayat sahibidir, şuur sahibidir ve kuvvet sahibidir. Her varlık yaradılış gayesine uygun Rabbini zikir eder.

Tüm bu nimetler insan içindir. Ya insan kim içindir? Hiç şüphesiz ki Allah (cc)’ü içindir. Çünkü Rabbimiz Kuran’daki kendi zatına özgü ilahi beyanı ile Zariyat suresi 56. ayeti kerimede “vema halektül cinne vel inse illa li yabüdun.”“Cinleri ve insanları bana ibadet etsinler diye yarattım.” Li yabidun ibaresi altında bir incelik var. Onu izah edelim. Asrısaadetten bu yana insanlığın irfan hayatını kesilmeyen gür bir ırmak gibi besleyen, peygamber (sav) efendimizin: “dehalardan bir deha” diye Müslüman dünyasına takdim ettiği Abdullah ibni Abbas. Liyabidun kelamının altındaki maksat “li yarifundur”  “bilsinler diye” buyurmaktadırlar.  Çünkü ibadeti yapmak için önce farzını vacibini sünnetini bilmek lazımdır. Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?  Elbette hayır… O zaman, bilgininde izzetini korumak lazım…

Şimdi zikir konusunda Rabbimizle konuşalım. Rabbimiz Kuranda bize“fezkuruni ezkurküm artık beni zikredin diye buyurdu. Rabbimizin bize bahşettiği akılla sualin cevabını “hidayet ilkeleri” içerisinde arayalım. Rabbim seni nasıl zikredelim? Cevap. Enbiya suresi 7. ayeti kerimede: “feselü ehlez zikri in küntüm la talemun.” “Ehlinden öğrenmek sureti ile zikredin. Kimdir o ehil olan zatı muhterem? İlahi kelam olan Kuran ve içindeki emirleri beşerin anlayacağı manada insanileştiren peygamberdir o… … Fetih suresi 29. ayeti kerimede Muhammedür resulullah… “Muhammed Allahın resuludur.  Eefndimiz  (sav) Hazretlerinin adı geçmesi hasebi ile aklıma gelen birkaç ayeti kerime daha zikredeyim.

Ahzab suresi 40. ayeti kerimede  “Ma kane Muhammedün ebaaa ehedim mir ricaliküm vela kir resulellahi ve hatemennebiyyin” Ayetin manası “Muhammet (sav) sizin erkeklerinizden hiç birisinin öz babası değildir. O Allahın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur.”  ve iniş sebebi Hz.Zeynep (as) annemizle evlilik meselesine dair.

Evet, Kardeşler! Adı Muhammed (sav) kendi rical yani erkek ve hatemennebi peygamberlerin en sonuncusu… Onun ferdi olarak yapıp ta biz ümmetinin hayatımıza hâkim kılmak üzere hal hareketlerine tavır ve davranışlarına bakalım. Zira rabbimiz bir lütuf olarak Ahzab Suresi 21. ayette “le kad kane le küm fi resulillahi üsvetün hasenetün limen kane yercullahe vel yevmel ahire ve zekerellahe kesira.” “Andolsun! Resulullah’ta sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için, bir “üsve-i hasene” (güzel örnek) vardır.

Tekrar edelim!

Çünkü o ilahi emirleri kendi şahsında bizlere örnek teşkil etmek üzere insanileştirmiştir.

Şehit Yakup Babanın kabir yeri Jeoradar taramaları

KTÜ Jeofizik Bölümü tarafından tamamlandı.

işte 3 Boyutlu kesitler.

Bu  görüntülerden şu anlaşılmaktadır Yakup Babanın şehit düştüğü yerde 7  ihvanı daha şehit olmuştur.

 

Dernek olarak önceliğimiz Yakup babanın mübarek naaşını bulup Şehitlik anıtını oraya yapmak ilerde yapılacak detaylı çalışma ve kazı ile diğerlerinin yeri de belirlenebilir.

Bir Sarıkamış hikâyesi bu

Acı ve soğuk

Ama yüreğimdeki yeri sıcacık

Benim donmuş şehitlerim.

Doksan bin askerim.

Kendine mezar olarak

Ne de güzel yer seçtin

Mekânınıda makamın gibi

Zirvelerde senin.

Hani şehitler bürünmez di kefene?

Peki ya sizi saran, beyazlar neydi öyle

Ne büyük şeref, ne şanlı tarihti bu!

Damarınızda dolaşan kanınız, donmuştu.

Sizler, Allâhuekber dağlarının kar çiçekleri!

Türk ordularının onurlu neferleri

Ne büyük şan!

Doksan bin can ve doksan bin destan

Siz rahmet güneşinin sıcağında ısınırken

Düşmanlarınız, korkudan titredi

Vatan için can vermek yiğitlerin işiydi

Şimdi sizi hatırladığımızda

Üşüyen bedenlerimiz, ağlayan gözlerimiz var.

Ama neye yarar?

Ağırladığınız yerdi karlı dağlar.

Ey şehit!

Tüfeğin yastığın oldu, kar’sa döşeğin

Şehitlik'se, ikrâmıydı size Rabbinin

Geride bıraktıklarınız

Başı okşanacak, boynu bükük yetimler

Bir de içi sızı dolu yürekler

Mirasınız onûrumuzdu sizin, başınız dimdik

Biz sizi en sıcak yere, yüreğimize gömdük.

Abdulbaki ÇINAR

Ağustos-2021

[1] Mehmet Arif Bey, Başımıza Gelenler, İrfan Yayınevi, 1973, s. 1-264.

[2] Yasemin Candan ve Ergun Candan, Yaşanmış Esrarengiz Olaylar, Sınır Ötesi Yayınları,  İst. 2003, s. 44. “Çanakkale’de kaybolan İngiliz taburu”

[1] Mehmet Arif Bey, Başımıza Gelenler, İrfan Yayınevi, 1973, s. 1-264.

[2] Yasemin Candan ve Ergun Candan, Yaşanmış Esrarengiz Olaylar, Sınır Ötesi Yayınları,  İst. 2003, s. 44. “Çanakkale’de

 


www.errufai.web.tv

 

Bir Ayet

Sure: ()
Ayet :
  
.