• errufai.com
  • errufai.com
  • errufai.com
  • errufai.com





KUTSAL TOPRAKLAR

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBügün26
mod_vvisit_counterDün934
mod_vvisit_counterBu Hafta4454
mod_vvisit_counterBu Ay23586
mod_vvisit_counterTüm Günler1496927
BASINDA GÖNÜL SULTANLARIMIZ

Ebubekir Sifil

CLOAKING

İnanç ve kültürümüz bize, yaşadığımız toprağı sadece üstündekiler sebebiyle değil, aynı zamanda altındakiler sebebiyle aziz bilmeyi telkin eder. Toprağın altındakilerle üstündekileri birbirine bağlayan rabıtadan habersiz olanlara “şerefu’l-mekân bi’l-mekîn” (mekânın kıymeti orayı mekân tutmuş olandan gelir) sözünü –anlasalar da– dirilere tahsis etme kısırlığıyla maluldürler…
Musa b. Ukbe’lere, İbn İshak’lara kadar uzanan genel maksatlı kronolojik tarih yanında, İbn Sa’d’dan bu yana muntazaman devam edegelmiş bulunan tabakat ve teracim yazma geleneğimiz, branşları, meşrepleri, mekânları ve zamanları çok yönlü çalışmalarla kesintisiz biçimde birbirine bağlamasını bilmişti…
Osmanlı’da da bu şekilde devam etmiş bulunan “geçmişi geleceğe taşıma” hassasiyeti, modern zamanlarla birlikte ne yazık ki bir dönem kesintiye uğramıştır…
Bu ülkenin her karışı gibi Erzurum havalisinin de müşahede ettiği sayısız alim, abid ve mürşid gelip geçmiş, bunlar arasında son zamanlarda istisna teşkil edenler dışında kalanların hayatı, az önce ifade ettiğim kesinti sürecinde şifahi menkıbeler halinde ağızdan ağıza nakledilerek bir anlamda azaltılmaya, unutulmaya terk edilmiştir.
İstisnalardan birisi olarak Erzurum civarının mana önderlerinden “Alvar İmamı” diye bilinen Muhammed Lütfi Efe Hz.’ni (1956) insanımız, Ahmet Ersöz imzalı bir çalışma (Nil yay., İzmir-1991) ile tanıma fırsatı bulmuştu. Şimdi aynı yörenin mana önderlerinden ve Efendimiz (s.a.v)’in 27. kuşak pak neslinden Seyyid Hacı Ahmed Baba (1912), oğlu Seyyid Şehid Yakup Baba (1915) ve onun oğlu Seyyid Hacı Mevlüt Baba’nın (1994) hayatları da, torunları muhterem Abdülbaki Çınar beyefendinin gayretli çalışması sonucunda kayda geçirilmiş bulunuyor.
Gönül Sultanlarımız üst başlığıyla neşredilmiş bulunan hacimli kitap belli ki ciddi bir emek mahsulü. Her üç biyografi de çeşitli menkıbeler, kerametler ve şiirlerle süslenmiş; görgü tanıklarının naklettiği hatıralarla tekmil edilmiş. Tasavvuf ve Tarikat hakkında bilgi vermeyi de ihmal etmeyen muhterem yazar, Seyyid Hacı Mevlüt Baba Hz.’nin büyük oğlu Seyyid Mustafa Baba’nın şiirlerine ve Rıfai ilahilerine de yer vermiş. Fotoğraflar bölümüyle son bulan çalışmada Seyyid Hacı Mevlüt Baba Hz.’nin “siyadet şeceresi”nin de fotoğrafı yer alıyor.
İnsanımız adına, inancımız ve kültürümüz adına ortaya konan bu çalışmayı şükranla karşılarken şu notu düşmekten kendimi alamıyorum: Bizi biz yapan bu büyük insanların ve daha birçok benzerlerinin manevî, sosyal, edebî yönleri hakkında ilgili yüksek öğretim kurumlarında Yüksek Lisanslar, Doktoralar yaptırılması bu ülke adına kazanç hanesine kaydedilecek çalışmalar olacaktır. Onlar Milli Mücadele’nin ön saflarında yer alan mücahidler, toplumun dinî ve ilmî hayatını düzende, dengede tutan önderler olarak bu toplumun aidiyet ve mensubiyet duygularının sahici kaynaklarıdır. Onların adını yaşatmak için atılacak her adım, bu ülkenin geleceğinin sağlıklı temeller üzerinde inşası anlamına gelmektedir…
İletişim için:
http://www.errufai.com/
CLOAKING , CLOAKING

 

 

 

Refik DURBAŞ

30 EYLÜL 2006 CUMARTESİ, RÜZGARA ALFABE, SABAH CUMARTESİ

Şaire vefa, gönüle sultan gerek…

Tekke ve zaviyeler, 30 Kasım 1925’te kapatılır; kimi tekke ve zaviyelere baskınlar düzenlenir. 1895-1994 arasında Erzurum’un

Horasan ilçesi Sanamer köyünde ömür süren, Hazreti Muhammed’in Hüseyni nesebinden 29. torunu Hacı Mevlüd Baba’nın da dergahına

Hasankale Kaymakamının emri ile o zaman nahiye olan Zanzak (şimdi adı Akçataş) nahiye müdürü baskınlar düzenler..

Nahiye Müdür, Mevlüd Baba’ya “Sen ne zaman ayaklanacaksın?” dediğinde alacağı cevap şu olacaktır:

“Hiçbir gerçek tasavvuf erbabı yoktur ki, milli beraberlik ve bütünlüğü bölücü, yıkıcı, fikri ve fiili eylemlerde bulunmuş olsun!”

Mevlüd Baba, zamanının bilginleri tarafından “Keramet Denizi” olarak kabul edilen Hacı Ahmet Baba’nın torunudur; babası Yakup Baba ise

Birinci Dünya Savaşı sırasında, altmış kişilik dervişiyle 1915’te Sarıkamış’ta şehit düşecektir.

Van’da dünyaya gözlerini açan Hacı Ahmet Baba, önce Narman’a gelecek, ardından “manevi bir tayin” ile Sanamer’e yerleşecek ve Sanamer’in

adı bundan böyle onun adı ile şöhret bulacaktır. Benim de nüfusuna kayıtlı olduğum Sanamer, şimdi “Hacıahmet” adıyla yer almakta Erzurum

köyleri içinde…

 

Aslında bir makine mühendisi olan Abdulbaki Çınar, bir üniversite öğretim üyesi titizliğiyle hazırladığı “Gönül Sultanlarımız” başlıklı

çalışmasında, dedeleri Seyyid Hacı Ahmet Baba, Seyyid Şehid Yakup Baba, Seyyid Hacı Mevlüd Baba’nın “keramet”lerle örülü hayat

hikayelerini anlatırken Anadolu insanının ve toprağının üç yüz yıllık tarihsel, sosyal ve dinsel topografyasını da çıkarıyor.

Çınar’ın başta Narmanlı Sümmani olmak üzere Zikri, Nihani Baba, Maksud Baba, Divani, Hadimi, Enveri, İlhami gibi aşıkların ilahilerine

yer vermesi ise kitaba günümüz “tekke” şiiri çeşnisinden ayrı bir tat katmakta… Bu şaire bir vefanın da göstergesi ayrıca…

“İttihat ve Terakki Cemiyeti”nin kurucularından Abdullah Cevdet’in Mısır’da sürgündeyken 19. yüzyılın arabiyatçılarından Reinhart Piter

Anne Dozy’den “Tarih-i İslamiyet” adıyla Osmanlıca’ya çevirdiği kitap da Vedat Atila’nın günümüz Türkçesiyle “İslam Tarihi” başlığı

altında “Gri Yayınevi” tarafından yayınlandı.

“Tarikat”ların gündeme şu günlerde, hem “Gönül Sultanlarımız”, hem “İslam Tarihi” ibretle okunacak ve dersler çıkarılacak birer çalışma…

 


www.errufai.web.tv

 

Bir Ayet

Sure: ()
Ayet :
  
.